19 Ocak 2014 Pazar

Sevdiklerimiz - 1: Boston Senfoni Orkestrası

Evdeki zamanımızın %83'ünü radioswissclassic dinleyerek geçirdiğimiz için, biraz da dün konser gitmiş olmamızın etkisiyle sevdiklerimiz listesinin başına Boston Senfoni Orkestrası'nı (BSO) koymak istedik. Amerika'nın en baba 5 senfoni orkestrasından biri olan BSO, yaşadığımız eve oldukça yakın. Yürüyerek 25-30 dakikada varabiliyoruz BSO'nun kapısına. Yalnız kapıya varmak yetmiyor çünkü normalde içeri girmek ve konser dinlemek için alınması gereken biletler Türkiye ve diğer bir çok Avrupa ülkesindeki devlet destekli senfoni orkestralarına göre oldukça pahalı. Perşembe günü öğlen saatlerindeki bir konser için sizi konser salonunun en ücra köşesine itecek bir bilet bile 40 dolardan başlıyor. Üst limit ise cumartesi günü ön sıralardan bir biletin fiyatı ile belirleniyor ve en azından 150 dolardan yüksek oluyor. Şimdi tabii merak edenler olacak, arkadaş kuş kadar öğrenci maaşıyla nasıl bu biletlere para yetiştiriyorsunuz diye sorulacak. Bunun cevabı kamu kaynakları tarafından değil, özel sponsorluklarla sağlanan indirimli öğrenci kartı BSO College Card. Tuğba MIT öğrencisi olduğu için yıllık 5 dolara, ben dış kapının mandalı kontenjanından öğrenci olduğum için yıllık 25 dolara bu College Card'ı alıp sene boyunca her hafta konsere gidebiliyoruz. Operası, balesi, tiyatrosu, konseri, sergisi kısacası her şey para üzerinden dönen Amerikan sanat ortamlarında böylesine kaliteli bir orkestrayı bu kadar ucuza dinlemek büyük şans. 

Kapatmadan karşılaştığımız enteresan bir durumu da anlatalım. Normalde BSO konserlerine gelenlerin profili (College Card sahibi öğrenciler dışında) oldukça yaşlı, emekliye ayrılmış, orta ve yüksek gelir grubuna mensup insanlardan oluşuyor. Dün kapıda bedava dağıtılan kitapçığı alıcı gözüyle karıştırırken, reklamların bu profil ile uyumlu bir şekilde neredeyse hepsinin ya şehir dışındaki klasik Amerikan tarzı evlerin, ya da lüks bakımevlerinin reklamları olduğunu fark ettik. Amerikan kapitalizmi burada da yapmış yapacağını anlayacağınız.

not: oh yau! sonunda şu bloga doğru düzgün bir başlangıç yapabildik çok şükür.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder